Marka ismi bir ürün için olmazsa olmazların başında gelir. Bu yüzden isim bulmamız hiç kolay olmadı. Bulacağımız isim bir anlamda kendini anlatmalıydı. Milas’tan Bodrum'a ulaşan üretim şeridinin ve minik çiftliğimizin bulunduğu coğrafyayı ve o toprakların yaşanmışlığını hatırlatmalıydı. Ürün seçiminde olduğu isim seçiminde de uzun uzadıya araştırmalar yaptık. Örneğin neden Sakız koyununu seçtik, Örneğin Fransız, İtalyan üzümleriyle değil de neden Bornova Misketini, Horoz karasını tercih ettik, Örneğin zeytinyağ için neden memecik zeytininde karar kıldıysak Leleg ismini belirenken de adeta unutulan Leleglere karşı vefa borcumuzu ödeyelim istedik...
Antik çağlarda Batı Anadolu’da eski Yunanlılar’dan önce “Mis”ler, “Leleg”ler ve “Kar”lar yaşıyordu. Misler Anadolu’nun kuzeybatısında, Karlar güneybatıda, Lelegler de Bodrum Yarımadası’nda yaşıyorlardı. Bugünkü Bodrum’unda kurucu medeniyetlerinden birisi de onlardı. Eski Yunan kaynaklarına göre bu iki halk, (Karlar ve Lelegler), Pelasg’larla birlikte Ege’nin en eski halkıydı.
Bodrum yarımadası üzerinde bugün Lelegler’e ait dokuz büyük yerleşim merkezi bulunuyor. M.Ö. IV yüzyıldan, 1500 ile M.Ö. 400 yıllarına kadar varlıklarını sürdüren Leleglerin bölgede kurdukları kentlerin kalıntıları hala ayakta ve buralara yolunuz düştüğünde mutlaka gezip görmelisiniz.

Myndos, Termera, Uranium, Telmissos, Madnasa, Side, “Pedasa... Lelegler yaşadıkları çağın en yenilikçi medeniyetlerinden biriydi ve ilk kez onlar tarafından gerçekleştirilen harçsız muhteşem taş yapılar hala ayakta.
Bodrum Yarımadasında Leleg Yolu’nu takip ederek Akyarlar, Mandıra, İslamhaneleri, Gürece, Dağdelen, Konacık ve Torba yakınlarında üç bin yıl önce yapılan bu harçsız yapıların kalıntılarını gezerken nereden nereye geldik sorusunu sıkça kendinize soracağınızdan ve zaman zaman keşke o dönemde yaşasaydık diyeceğinizden eminiz!